YENİ DÖNEMİN GÖZDE SEKTÖRLERİ
Dünyada ve Türkiye’deki gelişmelere paralel olarak yıldızı parlayan bazı sektörler var ki son dönemde hem büyük hem de küçük ölçekli yatırımcıları çekiyor. Bu sektörler şöyle sıralanabilir:
>>İnşaat/Gayrimenkul
>>Mağazacılık/Hızlı Tüketim
>>Enerji(Rüzgar ve Doğalgaz)
>>Maden
>>Telekom
>>İnternet Teknolojileri
>>Bireysel Emeklilik
>>Lojistik
>>Kimya
>>Otomotiv Yan Sanayi
>>Ambalaj
>>Turizm
>>Medical/Sağlık Hizmetleri
>>Yapı Elemanları
>>Doğal Taş Üretimi
>>Eğitim
>>Çevre ve Verimlilik Artışı
>>Süt Hayvancılığı/Süt Üretimi
Dünyada ve Türkiye’deki gelişmelere paralel olarak yıldızı parlayan bazı sektörler var ki son dönemde hem büyük hem de küçük ölçekli yatırımcıları çekiyor. Bu sektörler şöyle sıralanabilir:
>>İnşaat/Gayrimenkul
>>Mağazacılık/Hızlı Tüketim
>>Enerji(Rüzgar ve Doğalgaz)
>>Maden
>>Telekom
>>İnternet Teknolojileri
>>Bireysel Emeklilik
>>Lojistik
>>Kimya
>>Otomotiv Yan Sanayi
>>Ambalaj
>>Turizm
>>Medical/Sağlık Hizmetleri
>>Yapı Elemanları
>>Doğal Taş Üretimi
>>Eğitim
>>Çevre ve Verimlilik Artışı
>>Süt Hayvancılığı/Süt Üretimi
Doğu Karadeniz Yatırım Alanları
Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki iller kapsamında yapılan karşılaştırmalı sektör analiz raporuna göre iller bazında ön plana çıkan belli başlı yatırım alanlarına aşağıda bulabilirsiniz. Bunlar, raporda belirtildiği üzere potansiyel vaad eden gelecek 10 yıl içinde bölgede yatırımcı çekmesi muhtemel alanlar.
Artvin: Ziraat ve avcılık, balıkçılık ve su ürünler sektörleri birincil orman ürünleri ve mobilya, inşaat ve bayındırlık işleri ile eğlence ve kültür hizmetleri, ikincil yatırım yapılabilecek sektörler olarak öne çıkıyor.
Giresun: Turizm, inşaat ve bayındırlık işleri, gıda, içki ve tütün sanayi, balıkçılık ve orman ürünleri öncelikli, ormancılık ve orman işletmeciliği ile eğlence ve kültür hizmetleri, ikincil öneme sahip sektörler arasında sayılıyor.
Gümüşhane: Turizm, balıkçılık ve su ürünleri, eğlence ve kültür hizmetleri, ormancılık ve orman işletmeciliği, elektrik, gaz hizmetleri sektörleri öncelikli sektörler olarak gösteriliyor.
Ordu: Balıkçılılık ve su ürünleri, turizm ve eğlence ve kültür hizmetleri ile ziraat ve avcılık ön plana çıkan sektörler arasında yer alıyor.
Rize: Turizm sektörü öncelikli sektör olarak değerlendiriliyor. Buna ek olarak balıkçılık ve su ürünleri ziraat ve avcılık, dokuma, giyim eşyası ve deri sanayi Rize’de potansiyel vaad eden sektörler olarak gösteriliyor.
Trabzon: Turizm ve inşaat ve bayındırlık işleri, eğlence ve kültür hizmetleri ile balıkçılık ve su ürünleri Trabzon’un potansiyel barındıran öncelikli sektörleri.
Gayrimenkul’de Öne Çıkan İller
Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER)’nin yaptığı araştırmaya göre, Samsun, Mersin, Konya ve Kocaeli illerinin 4 ve 5 yıldızlı otele, Diyarbakır, Eskişehir ve Kayseri’nin 3 ve 4 yıldızlı iş oteli yatırımlarına ihtiyacı var. Bununla birlikte, Samsun, Kayseri ve Eskişehir’de kültür ve eğlence yatırımları dikkat çekiyor.
GYODER’in yaptığı bir araştırma illerin farklı alanlardaki gayrimenkul yatırım profilini ortaya koyuyor. Turizmden spora, eğlence ve kültür merkezlerinden iş merkezlerine kadar geniş bir alanda hangi yatırımın hangi ilde uygulanabileceğine ilişkin raporda konut yatırımlarındaki başlıca illere de yer veriliyor. Buna göre türlerine göre gayrimenkul yatırımlarının cazip illeri şunlar:
Konut Yatırımları
2007-2015 yılları arasında konut ihtiyacının Antalya’da 236 bin, Konya’da 148 bin, Mersin’de 147 bin, Kocaeli’nde 94 bin, Diyarbakır’da 90 bin, Kayseri’de 60 bin, Eskişehir’de 47 bin 500, Samsun’da 45 bin ve Erzurum’da 36 bin olması bekleniyor. Antalya’da orta üst sınıf konutlar, konut kredisi destekli orta sınıf konutlar ile yerli ve yabancılara yönelik konutlara ağırlık verilirken, Diyarbakır ve Erzurum’ da kamu sektörünün konut üretimini sürüklemesi, Samsun ve Eskişehir’de ise kentsel dönüşüm ve yenilimi temelli ihtiyacın yüksek olduğu görülüyor.
Sanayi ve Lojistik Yatırımları
Sanayi ve lojistik yatırımlarda gelecekte ön plana çıkması beklenen iller arasında Eskişehir, Kayseri, Kocaeli, Mersin ve Susman illeri başı çekiyor. Alışveriş merkezi yatırımları Alışveriş merkezi yatırımlarında öne çıkan belli başlı iller ise Antalya, Kocaeli, Konya, Mersin ve Samsun.
Turizmde Alternatif Modeller
Turizm sektöründe taleplere bağlı olarak gelişen yeni alternatif kanallar var. Klasik turizm anlayışı, yerini daha yüksek gelir getiren butik anlayışa bırakıyor. Alternatif turizm hizmetleri, küçük yatımcıların da ilgisini çekiyor. Bu yatırım alanları arasında botanik turizmi, hava ve su sporları, akarsu turizmi, kuş gözlemciliği ve mağara turizmini sayabiliriz. Buna göre turizmin parlayan alanları şöyle sıralanıyor:
Yat Turizmi
Gelirin yüksek olması yat turizmini cazip kılan etkenlerin başında geliyor. Ayrıca son yıllarda limanlardaki turizmde yönelik geliştirme amaçlı yatırımlar da bu sektörün tamamlayıcı yan alanlarıyla birlikte gelişmesine katkıda bulunuyor.
Botanik Turizmi
Doğal bitki çeşitliliğinin değerlendirilebileceği bu turizm çeşidi, meraklılarını, özellikle yabancı turistleri çekiyor. Avrupa’nın tamamındaki bitki çeşitliliği 12 bin iken, sadece Türkiye’de bu oranın 9 bine ulaşması, Türkiye’yi bu alanda cazip kılıyor.
İpek Yolu Turizmi
ipek Yolu Projesi, Kültür Bakanlığı’nın turizmin ülke çapına ve tüm yıla yaygınlaştırılması doğrultusunda geliştirilen önemli bir proje. Bu doğrultuda han ve kervansarayların yenilenme, restorasyon ve korunma çalışmaları devam ediyor. Bu çalışmalar tamamlandığında önemli oranda turist çekmesi bekleniyor.
Hava Sporları
Yamaç paraşütü, yelken, planör, paraşüt ve balon gibi hava sporları meraklıları için Türkiye, son derece cazip koşullara sahip. Bu potansiyel yatırımcıları da çekiyor.
Dağcılık
Bu alanda hem trekking, hem de tırmanış aktiviteleri yapılabiliyor.
Akarsu Turizmi
Türkiye’nin akarsuları rafting, kano ve nehir kayağı gibi aktiviteler için elverişli. Gerekli tanıtımın da yapılmasıyla bu alandaki potansiyel değerlendirilebilir.
Dalış Turizmi
Ege ve Akdeniz’de dalış turizmi için son derece elverişli noktalar var. Hatta bazı bölgeler dünyadaki belli başlı sualtı dalış yerleri arasında sayılıyor. Son yıllarda yeni dahi noktalarının da eklenmesiyle bu alandaki potansiyel de artmaya başladı. Özellikle Doğu Avrupa ülkelerinden turistlerin dalış için Türkiye’ye geldiği biliniyor. Yatırımcılar da bu konudaki potansiyeli değerlendiriyor.
Kuş Gözlemciliği
Kuş gözlemciliği, sağlıklı çevresel şartları kapsayan bir doğa sporu sayılıyor. Türkiye’deki toplam kuş türlerinin sayısının Avrupa’nın tamamında bulunan kuş türleri kadar olması ve ayrıca Türkiye’nin kuşların önemli göç yolu üzerinde yer alması bu turizm türünün önemini artırıyor.
Mağara Turizmi
Türkiye’nin jeolojik yapısı mağara turizmi için uygun. Mağaraların büyük bölümü Güney Anadolu’da yoğunlaşıyor. Bu mağaraların turizm açısından değerli olması bazı özellikleri barındırmasıyla ilgili. Türkiye’nin bu alanda da önemli turizm potansiyeli bulunuyor.Kaynak: Ekonomist Dergisi 16 Aralık 2008 Salı
Gönderen superisfikirleri zaman: 03:26

Küçük mekanda açılan, düşük yatırımla başlayan, hızlı kazanç sağlayabilecek bir iş fikri. Fast Food Makarna yakında simitçiler, kumpirciler gibi sokaklarda sık sık göreceğimiz bir yatırım alanı.
Özellikle alışveriş merkezlerinde Makarna Büfesi açmak cazip bir yatırım alanı görünüyor. Küçük mekanda para kazanmak için akılcı bir mönü ve akıcı bir sistem şart. Bunun için makarna üreticilerinden destek alınabilir. İşlemekte olan makarnacılardan isim hakkı alınabilir. Dışardan örnekler incelenebilir. Endüstriyel mutfak üreticilerine danışılabilir.
Konseptini olgunlaştırmış perakendiciler franchising vererek etki alanlarını genişletebilir. Makarna büfesi, çok küçük bir alanda yeterli mönü çıkarabilen bir konsept. Her alışveriş merkezine girebilir. Yaygınlaşmaya hazır marka henüz olmadığı için, ilk çıkan marka alışveriş merkezi tarafından hemen ilgi görecek, hızla marka olacak ve ardından gelenler bekleme listesine girecektir.
Yeterli trafiği olan benzin istasyonları da yine bu iş fikri için uygun bir yatırım alanı olabilir. Ayrıca benzin istasyonu işletmecileri de daha fazla müşteriye hitap edebilmek için bu yatırım konseptini kullanabilir.
KADIN ve ÖĞRENCİ GİRİŞİMCİLERE ÖNCELİKLİ GİRİŞİM
My Chocolate - Logolu reklam çikolatası pazarlaması Faaliyet Alanı:
KAGİDER in ilk destek projesi olan My Chocolate şirketi, kişiye ve şirketlere özel reklam çikolataları ürettirip, Türkiye genelinde 12 bayi kanalıyla pazarlıyor. Bayilik koşulları: Bayilik için öncelik kadınlara ve öğrencilere veriliyor ancak erkek girişimcilere de fırsat tanınıyor. Her şehirde bir ana bayi ve onun alt bayileri oluyor. Bayilik Paketinin İçeriği: 500 YTL lik tanıtım paketi veriliyor ve bayilik sözleşmesi imzalanıyor.Bayi olanlar ürünün pazarlamasını ve tanıtımını yapıyor. Bayi Verilecek İller: Türkiye genelinde bayilikler verilecek. Yatırım maliyeti: 500 YTL lik örnek ürünlerin olduğu tanıtım paketi satın alınıyor. Ortalama kâr marjı: Bulunduğu bölgeye bağlı olarak aylık 500 ile 10 bin YTL arası.
Başvuru için: 0232 367 40 89 Kaynak:ekonomist Zeytinyağı Butiği Açabilirsiniz Zeytinyağı Butiği Perakendicilikte uzmanlık, gelecekte büyük önem kazanacak. Büyük şehirlerde ve belli tatil bölgelerinde açılan zeytin ve zeytinyağı butikleri bu konudaki en güzel örneklerden. Girişimciler, şimdilik bu butikleri kendileri açıyorlar. Yani bu konuda yaygın bir franchising sistemi henüz kurulmuş değil. Bu konuyla ilgili olarak, en kapsamlı sistemi Tariş yürütüyor. Tariş, başta büyük şehirler olmak üzere Türkiye genelinde butikler açarak ve kurmuş olduğu franchising sistemiyle pazarlama ağını genişletiyor. Herşey Taze Tariş'in açtığı mağazalar Ta-Ze mağazaları. Bu mağazalarda, Tariş'in tüm ürünleri satılıyor.
Zeytin, zeytinyağı, sabun, sofra aksesuarları ve zaytinyağından oluşan 250 kadar çeşitte ürünü bu mağazalarda bulmak mümkün. Son yıllarda tüketici bu mağazalara büyük talep gösteriyor. Tariş'in İstanbul Suadiye, İzmir Konak'ın yanısıra, yurtdışında Amerika'da da bir butiği bulunuyor. Tariş, Türkiye genelindeki franchising sistemini yeni girişimcilerle genişletiyor. Bu doğrultuda gelen tüm talepler değerlendiriliyor. Franchising operasyonu, İstanbul'daki bölge müdürlüğü tarafından yürütülüyor. Franchising verilmesi düşünülen bölgeler Tariş tarafından titizlikle seçiliyor. Genellikle nüfus yoğun bölgeler, 100bin-150bin kişinin yaşadığı lokasyonlar tercih ediliyor.
Belirlenen lokasyon Tariş Zeytin yetkilileri tarafından görüldükten sonra değerlendirme yapılarak, onay veriliyor. Tariş, mağazanın büyüklüğü konusunda herhangi bir bağlayıcı üst sınır getirmiyor. Bununla birlikte ideal bir butiğin ortalama 45 ile 75 metrekare arasında olması gerekiyor. Butiğin dekorasyonu Tariş'in belirlemiş olduğu standartlar doğrultusunda yapılıyor. Tariş, franchise almak isteyenlerden şimdilik yatırım için sabit ücret talep etmiyor. Bununla birlikte yıllık satışlar üzerinden belli oranda franchise ücreti alınıyor.
Detaylı Bilgi: (0212) 257 36 54
Kaynak : http://www.girisimcifikirler..com/
Çay Evi" İşletebilirsiniz
02 Kasım 2007
Tea House Konsept Cafe, son yıllarda girişimciler için hoş bir yatırım alanı. Simit cafe'ler, farklı kahve çeşitlerinin bulunduğu kahve cafe'ler konsept cafelerin en güzel örnekleri arasında yer alıyor. Son olarak SVT Gıda Şirketi, Türkiye temsilciliğini yapmakta olduğu Sir Winston Tea adını taşıyan Çay cafeleri açıyor. Türkiye genelinde 8 şubeye ulaşan SVT Gıda, franchising sistemiyle çalışıyor. Bu cafelerin ilki Sir Winston Tea House adıyla İzmir'de açıldı. Cafeler hızla yaygınlaşarak kısa sürede İzmir, Mersin ve İstanbul'da toplam 7 cafe'den oluşan bir zincir halini aldı. Firma önümüzdeki günlerde İstanbul'daki İş Kuleleri İş Merkezi'nin içinde bir yeni cafe daha açmaya hazırlanıyor.
Metrekareye Bin Dolar SVT Gıda franchising sistemiyle çalışıyor. Firmaya Türkiye'nin farklı bölgelerinden pekçok girişimcinin franchise almak için başvurduğu belirtiliyor. Firma gelen başvuruların tamamını değerlendirirken, bazı bölgelere öncelik veriyor. Büyük şehirler, Bursa ve Eskişehir gibi üniversite kentleri ile Antalya ve Bodrum gibi tatil bölgeleri firma için öncelikli sayılıyor.
Bir Çay Cafe'si açmak isteyenlerin ortalama 40 metrekare ile 150 metrekare arasında büyüklüğe sahip bir mekana ihtiyacı var. Tabii ki bu mekanın yaya trafiğinin yoğun olduğu bölgelerde veya alışveriş merkezleri içinde bulunması gerekiyor. Tüm oturma grupları, iç dekorasyon maliyeti ve mutfak ekipmanları ile birlikte 40 metrekare büyüklüğündeki bir Çay Cafe'nin maliyetinin 40.000$ civarında olduğu belirtiliyor. Buna ilk ürünler de dahil. Mekan büyüdükçe yatırım maliyeti de artıyor. 150 metrekare büyüklüğünde bir cafe için ortalama 140 bin 150 bin dolara ihtiyaç duyulacağı belirtiliyor.
Sir Winston Tea House açmak isteyenlerin firmaya 5.000$ tutarında isim hakkı bedeli ödemesi gerekiyor. Ayrıca firma reklam harcamaları ve diğer giderler için KDV hariç ciro üzerinden yüzde 5 pay alıyor. 40 metrekare büyüklüğündeki bir cafede 3-4 kişi çalışıyor. SVT Gıda, franchise verdiği işletmelere personelin eğitimi konusunda yardımcı oluyor. Tüm personele bir hafta süreyle eğitim veriliyor. Ayrıca, cafe'nin firmanın standartlarında çalışıp çalışmadığı da düzenli aralıklarla kontrol ediliyor. Çay Çeşitleri Çay Cafe'lerin konsepti ağırlıklı olarak çay çeşitlerine dayanıyor.
Siyah, yeşil çaylar, bitkisel çaylar, aroma çayları gibi farklı çay tatlarını bu cafe'lerde sunmak mümkün. Bununla birlikte kahve çeşitleri de çay cafe'lerin önemli ürünlerinden biri. Zira, aynı zamanda İsviçre menşeili La Semeuse kahvelerinin Türkiye temsilcisi olan SVT Gıda, cafe'lerinde 25'den fazla kahve çeşidi bulunduruyor. Çeşitli kekler, salatalar, krep çeşitleri, sıcak ve soğuk sandviçler ile pasta menüsü de çay cafe'lerin konseptinde önemli yer tutuyor. Sir Winston Tea, Türkiye'de bu girişimin öncüsü. Bununla birlikte diğer çay üretici ve ithalatçılarının da gelecek yıl içinde benzer yatırımlar yapması bekleniyor.
Detaylı Bilgi: (0216) 449 52 37
Kaynak: Ekonomist
İş Fikirleri Kendi İşimi Kurmak İstiyorum Fakat...Korkuyorum!
07 Ekim 2007
Kendi İşim Kendi işimi kurmak istiyorum fakat biraz daha “pişmem” gerekli mi sektörde? Kendi işimi kuracağım fakat biraz sermayeye ihtiyacım var sanki… Kendi işimi kurmak istiyorum fakat piyasa benim gerçek değerimin farkında değil. Kendi işimi kurmak istiyorum fakat kişisel çevrem benim deli olduğumu düşünüyor.
Kendi işimi kurmak istiyorum fakat teknik bilgim yetersiz. Kendi işimi kurmak istiyorum fakat pazarlama hakkında hiç bir bilgim yok. Kendi işimi kurmak istiyorum fakat yeterli network’üm, kişisel ağım yok. Kendi işimi kurmak istiyorum fakat iş yönetiminden anlamıyorum. Kendi işimi kurmak istiyorum fakat para ile uğraşmayı oldum olası becerememişimdir… Bu “fakat”ların hepsi aslında ne demek biliyor musunuz? Kendi işimi kurmak istiyorum fakat korkuyorum.
Bu noktada yalan söylemeyeceğim. Korkmakta sonuna kadar haklısınız. Ne yalan söyleyeyim ben de kendi girişimime korkudan tir tir titreyerek başladım. Rüyalarınızdaki işi kuramayacağınızdan korkuyorsunuz. Başarısız olacağınızdan korkuyorsunuz. Saçmasapan bir şey yapıp çevreniz tarafından alay konusu olacağınızdan korkuyorsunuz. Değişimden korkuyorsunuz. Yapacağınız işin fırsat maliyeti sizi korkutuyor (yani bu işi yaparken yapamayacağınız diğer şeylerin maliyeti diğer şeyleri açarsak: başka iş fırastaları kişisel zamanınızdaki kısıtlamalar sevdiklerinize daha az zaman ayırmak sürekli dağınık bir zihinle ortalıkta hayalet gibi dolaşmak… korkutuyor sizi) Ancak, korku eğer kullanmayı bilirseniz oldukça tetikleyici bir motivasyon aracıdır.
Ve unutmayın sorun “bir şeylerin eksikliği” ya da “henüz hazır olmamanız” değil. Kendinize bir hedef koyun ve bu hedef doğrultusunda gerekli şartları uzun vadede sağlamaya bakın. Gerisi gelir. Bu hedef, bir dönem cd satarak (yani ruhunuzu satarak) sermaye biriktirmenizi gerektiriyorsa öyle yapın. Ya da gündüzleri para kazanıp, geceleri Batman misali kendi işlerine odaklanman gerekiyorsa, öyle yapın. Günlük ortalama uykunu 4 saate indirmeniz gerekiyorsa “polifazik uyku teknikleri” üzerine çalışın biraz Sevdiklerinize daha az vakit ayıracaksanız, sosyal hayatınızdan bir süre uzaklaşmanız gerekiyorsa çevrenizle konuşun ve eyleme geçin (Girişimcilik yolu, biraz da yalnızlık yolu – tabii sevdiklerinizi tamamen ihmal etmeyin yoksa yapayalnız kalırsınız ) Sadece bahane üretmeyin, ertelemeyin, şu andan itibaren yolunuzu çizin ve harekete geçin.
Siz Zaten Hazırsınız Yeni bir girişim başlatmak için tüm koşulların mükemmel olmasını bekleyemezsiniz. Yıldızların sizin için mükemmel bir şekilde hizalanmasını beklemeniz yapacağınız en büyük hata olur. Size bir kötü haber vereyim. Yıldızlar hiçbir zaman hizalanmayacak. Siz beklediğiniz sürece o parlak ilham ampulü kafanızda hiçbir zaman yanmayacak. Siz başka birileri için çalışırken öğrendiğiniz ve yaptığınız hiçbir şey sizi kendi girişiminizi kuracak düzeye getirmeyecek.
Şimdi de iyi haberler: Bunların hiçbir önemi yok. Gerçek olan şu ki siz zaten hazırsınız. Kendi girişiminizi başlatmanızı için önünüzde korkularınız ve endişeleriniz dışında hiçbir engel yok. Amiyane tabirle k*çınızı kaldırıp karar vermenize bakıyor her şey. Eğer halen ikna olmadıysanız. Eğer yanınızda hâlâ birkaç mazeret bulunuyorsa onlardan da kurtulalım: Daha Fazla Eğitime İhtiyacınız Yok Lisans döneminde, okulda, iş hayatında her ne öğrenirseniz öğrenin kendi işinizi başlatmanızda hiçbir önemi yok. Eksik olduğunuz yönlerinizi geliştirebilir. İlgi alanınıza girmeyen konular için işini bilen profesyonellerle iş birliği yapabilirsiniz. İş hayatında eğitim ve bilgiden çok daha önemli olan şey çevredir. Networkünüzü genişletin. Deliler gibi bağlantı kurmaya bakın.
Kaynakları verimli bir şekilde yönetmek, her şeyi kendinizin yapmasından daha iyi olacaktır emin olun. Merak etmeyin hiçbir MBA sınıfında “çok büyük riskler nasıl alınır ve bu risklerin altına girdiğinizde yaşayacağınız mide sancılarının ve kalp çarpıntısının üstesinden nasıl gelinir” dersi verilmiyor. Bu dersi kendi kendinize alacaksınız. Ve emin olun bir sene kendi işinizi yaparak lisans dönemi bilgilerinizin üzerine onbinlerce dolar verip bir iş yönetimi master’ı yapıp edindiğiniz toplam birikimden çok daha fazlasını öğrenirsiniz. MBA gerekli değil demiyorum. Özellikle benim gibi mühendis kafalı iseniz, farklı bir paradigma kazanmanız için MBA mutlaka gerekli bile diyebilirim. Bununla birlikte, MBA sahibi olmayıp iş yönetimi konusunda deha olan pek çok kişi de var ortalıkta.
Daha Fazla Paraya İhtiyacınız Yok Girişiminize başlamak için bir melek yatırımcının size bir çuval dolusu para vereceğini hayal ediyorsanız tembellik ediyorsunuz demektir. Elinizde olan kaynakları sonuna kadar kullanın. Limitlerinizi zorlayın. Elinizden gelenin en iyisini yapın. Elinizde “elle tutulur” bir şeyler olsun. Ve ondan sonra finansman arayın. Girişimcilerin çoğu birilerinden milyon dolarlık çek almadan ayakta durabiliyor ve başarılı eserler çıkarabiliyor. Siz bu kurala bir istisna değilsiniz. Daha Fazla Zamana İhtiyacınız Yok Kendi girişiminizi başlatmanız için tek bir doğru zaman var ve o zaman da bugün, hemen ve şimdi. Birkaç ay daha beklemek, ya da kendinize hayali bir kilometretaşı atamak hiçbir şeye yardımcı olmaz. (Korkunuzu erteledikçe bu korkunun bastırılmasına neden olursunuz, korkunuzu bastırdıkça da farkında olmadan korkunuzun sizinle hayaliniz arasında görünmez bir duvar örmesine sebep olursunuz — anlayan anladı.) Pazarın “henüz hazır olmadığı” doğru.
Fakat “pazar hiçbir zaman hazır olmayacak”. Yıldızlara güvenmeyin ve hemen şimdi başlayın. Kendi işinize başladığınızda dünyanız heyecan ve karmaşa dolu olacak, uyku düzeniniz bozulacak. Binbir türlü sorunla karşılaşacaksınız. Başlangıç girişimi böyle çalışır. Ve bir başlangıç girişimini yönetmek dünyanın en zor işidir. Ne yaparsanız yapın, zorluk çekeceksiniz. Ertelemek hiçbir şeyi değiştirmez. Daha Fazla Deneyime İhtiyacınız Yok Burada sizi yanıltmak istemem.
Deneyim tabii ki yardımcı olacaktır. Fakat deneyim bir gereklilik değildir. Deneyimi işinizi geliştirirken de elde edebilirsiniz. En kötü ihtimalle başarısız bir girişiminiz olur, bundan deneyim kazanır ve yepyeni bir girişim başlatırsınız. Bir şirkette çalışarak iş geliştirme deneyimi kazanamazsınız. Bir şirkette çalışarak deneyim kazanmaya çalışmak, lüks bir restoranda yemek yiyip ileride şef garson olmayı hayal etmeye benzer. Hatta daha da ileri gideceğim: Bir şirkette çalışarak kendi girişimini kurmak için deneyim kazanmak, lüks bir restoranda 10 yıllık bir Muscat şarabı ısmarlayıp, bu şarabın tadına varırken ileride ünlü bir şarap üreticisi olmayı hayal etmeye benzer.
Deneyim kazanmanın en iyi yolu, deneyimi yaşarayak kazanmaktır. Siz bir adım atın, isteseniz de istemeseniz de deneyim sahibi olacaksınız. Daha Fazla Bahane Üretmeye Gerek Yok Eğer önümüzdeki birkaç yılınızı bahane üretmekle harcamak ve kendinizi hazır olmadığınıza ikna etmekle geçirmek istiyorsanız buyrun devam edin. Fakat eğer beklemenin sizi girişimci olmaya hazırlamadığını fark ettiyseniz, bu yazıyı bir köşeye bırakmanın ve eyleme geçmenin zamanı gelmiş de geçiyor demektir. Evet, hemen, şu anda, şimdi. Siz hâlihazırda hazırsınız. Kaynak : http://www.fikribol.com/donkisot/?p=36#comments Giy-Çıkar Para Kazan 01 Ekim 2007 Hazırgiyim firmalarının markalaşma ve ihracata yönelik koleksiyon hazırlama çabası yeni bir meslek dalı yarattı: Canlı prova mankenliği. Kadrolu prova mankenlerinın aylık kazancı 750-1250 YTL, part time çalışanların günlük kazancı ise 70-90 YTL arasında değişiyor. "Herhangi bir Collezione mağazasına gittiğimde erkek reyonundaki kıyafeti hiç denemeden hemen alıyorum. Çünkü hepsi benim üzerimde prova yapıldıktan sonra seri üretime giriyor." Bu sözlerin sahibi üniversite öğrencisi Gökhan Tekin, canlı bir prova mankeni. Son günlerde gazetelerin insan kaynakları eklerinde mühendis, finans uzmanlığı, reklamcı ve overlokçu ilanlarının yanına eklenen yeni bir iş kolu prova mankenliği...
Çin rekabeti nedeniyle markalaşma ve tasarıma ağırlık veren firmalar koleksiyonlarının bedenlerinin hazırlanması ve seri üretime geçilmesi öncesinde son provalarını artık canlı mankenlerle yapıyor. Bu sayede de ev kadınından üniversite öğrencisine kadar birçok kişi tam gün veya part time olarak prova mankenliği yapıyor. Kadrolu prova mankenleri ayda 750-1250 YTL arasında bir ücret alırken bu işi part time olarak yapan üniversite öğrencilerinin günlük kazançları ise 70-90 YTL arasında değişiyor. Eski Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Hey Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Aynur Bektaş, dünya markalarına üretim yaparken artık koleksiyonları da Türk firmalarının hazırladığını anlatıyor. Hızlı ve seri üretimin yanı sıra kendi tasarımcılarıyla oluşturdukları koleksiyonların alıcılar için önemli hale geldiğine dikkat çeken Aynur Bektaş, kendi firmalarında standartlara uygun ölçülere sahip çalışanları seri üretime geçmeden önce prova mankeni olarak kullandıklarını söylüyor. Aynur Bektaş, şu bilgileri veriyor: "En az 100-150 bin adet olmak üzere seri üretim yapıyoruz.
En ufak bir hata olursa mal satmaz. Artık imalatçı olarak müşterinin dükkânındaki malın satılmasından da biz sorumluyuz. Özellikle yurtdışına üretim yapan firmalar hangi ülkeye mal yapıyorlarsa o standartlara uygun bir prova mankeniyle çalışmak zorunda. Örneğin Türkiye'ye göre 38 beden, Almanya'ya uymuyor." TGSD Başkanı Ahmet Nakkaş da ihracat yapan kuruluşlar için üretim kalitesinin çok önemli olduğunu belirtiyor. Türk tekstil ve hazırgiyim sektörünün katma değeri yüksek ürünlere yönelmesi gerektiğini ve son yıllarda bu konuda önemli adımlar atıldığını kaydeden Nakkaş, bu sayede yeni bir iş alanının da açıldığını kaydediyor. Talep arttıkça prova mankenliğinin talep edilir bir işkolu haline geleceğini söyleyen Nakkaş, "İhracat yapan firmalar için prova mankeni vazgeçilmez bir unsur oldu.
Ayrıca üretimin kalitesini yükselten bir unsur olması sebebiyle Türkiye'nin özellikle katma değeri yüksek ürün ürettiğinin bir göstergesi" diyor. Çocuk prova mankenler de var Hazırgiyim sektörünün ünlü firmalarından Koton, markalaşma hedefi doğrultusunda son 5 yıldır her sezona farklı koleksiyonlarla hazırlanıyor. Bu koleksiyonların hazırlanmasında ise canlı prova mankenleriyle çalışıyor. Genellikle 38 beden üzerinde mankenlerle çalıştıklarını belirten Koton İnsan Kaynakları Müdürü Yurdagül Oral, prova mankeni seçerken bazı standartlara dikkat ettiklerini söylüyor. Oral, "Prova mankeninin belli bir bel ve göğüs ölçüleri olmalı. Sadece kadınlar için üretilen ürünlerde değil, erkek ve çocuklar için ürettiğimiz ürünler için de prova mankeni kullanıyoruz" diyor. Oral, bir prova mankeninin yaptığı işi ise şöyle anlatıyor: "Prova mankenlerinin ölçülerini alıyoruz. Kıyafeti iyi taşıyıp taşımadığına bakıyoruz ve buna göre karar veriyoruz. Ücretlendirme aylık 750-1500 YTL arasında değişiyor. Prova mankenleri sigorta, yemek ve servis hizmetlerinden de faydalanıyor. Her gün bilfiil işe gelip gidiyor. Çocuklar için ise bu ücret günlük 75 YTL. Çünkü onlar kısa süreliğine çalışıyor." Son yıllarda markalaşma konusunda attığı adımlarla dikkat çeken
Collezione'nin Marka ve Kurumsal İletişim Direktörü Müge Ulusaler de insanların yaş gruplarına ve beden aralıklarına göre vücut formlarının değişkenlik gösterdiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle prova mankenine önemli bir görev düştüğünü söyleyen Ulusaler, şunları söylüyor: "Konfeksiyonda beden ve beden serilerinin doğru yapılması için baz aldığımız standart ölçüler var. Yaş ilerledikçe vücut (sarkma/küçülme/genişleme gibi)değişkenlik göstereceği için üst yaş grubuna yaptığınız bir modeli genç bir manken üzerinde prova yapmak doğru olmaz. Üretim esnasında prova mankeni değiştiriliyorsa üretim sürecinde de muhtemelen olumsuz birçok sorunla karşılaşılır. Collezione olarak yaş grubuna ve segmente göre manken kullanıyoruz." Collezione Modelhane Sorumlusu Rabia Akça da canlı prova mankenleri sayesinde ürün üzerindeki hatalarının seri üretime geçmeden tespit edilebildiğini söylüyor. Akça, "Aynı zamanda kumaş ve model uygunluğunu da görmüş oluyoruz" diyor. İyi bir üretim için şart Park Bravo İnsan Kaynakları Sorumlusu Pelin Erdoğmuş, "Prova mankeni sağlıklı bir üretim için büyük bir gereksinim" diyor. Firmaların ürün gamlarının çok genişlediğine ve 34-48 beden arasında üretimler yapılmaya başlandığına dikkat çeken Erdoğmuş, gelişen müşteri portföyünün daha fazla prova mankenine ihtiyaç yarattığını anlatıyor.
Erdoğmuş, prova mankenliğinin şu anda çok bilinen bir meslek olmadığını da belirtiyor ve şöyle devam ediyor: "Park Bravo olarak daha önce büyük beden üretmiyorduk, şimdi üretmeye başladık. Bu nedenle artık canlı prova mankenlerimiz var. Mankenlerimizi ilan yoluyla buluyoruz. Herkes 36 beden olabilir ama beden ölçüleri bel, göğüs, kalça gibi gerçekten çok önemli. 1-2 cm fazla olması bile üretimde değişikliğe neden olabiliyor. Her firmanın kendi standart kalıp ölçüleri var, iyi bir prova mankeni tüm bunlara uymalı. Saat ücreti 40-70 YTL arasında değişebiliyor. Vücut ölçüleri uyan, kıyafeti üzerinde düzgün taşıyabilen herkes prova mankeni olabilir. Bazıları birkaç firma ile aynı anda çalışabiliyor. Ancak manken kelimesi geçtiği için yanlış anlamalara yol açabiliyor. Aslında üniversite öğrencilerinin, ev hanımlarının part-time olarak para kazanabilecekleri bir meslek." Firmaların ölçülerine uygun prova mankeni bulmasının zorlu bir süreç olduğunu kaydeden LC Waikiki Dokuma Modelhane Yöneticisi Hatice Aksoy Ersen ise "Pazarda marka olmuş büyük firmalar tarafından verilen ilanların yanında, ihracata yönelik firmalar da internet aracılığıyla prova mankeni arıyor" diyor.
Her ülkeye farklı manken Maliyeti yüksek olsa da mükemmel kalıbı (perfect fit) yaratmanın kendileri için bir öncelik olduğunu belirten Mavi Jeans yetkilisi Serpil Berkan, her ülkeye uygun farklı prova mankenleriyle çalıştıklarını söylüyor. Berkan, "Denim, non-denim ve üst grup gibi farklı kategorilerde prova mankenine ihtiyaç duyduğumuz için tek tip mankenle ve vücut yapısıyla prova yapmak bizim için yeterli olmuyor. Bizim için her bir kategori, farklı özelliklerde vücut yapısı ve dolayısıyla farklı bir manken anlamına geliyor. Diğer taraftan global bir marka olarak dünyanın çeşitli bölgelerine göre mükemmel kalıbı oluşturmak için birbirinden farklı prova mankenleriyle çalışmamız gerekiyor. Amerika için atletik vücut yapısı gerekirken, Avrupa için daha ince ve uzun boylu mankenler seçiliyor." Gökhan Tekin 23 yaşında Üniversite öğrencisi Gökhan Tekin, bir gazete ilanı ile prova mankenliğiyle tanışmış. 3 yıldır kadrolu prova mankeni olarak Collezione'de çalışıyor.
Tekin, "Ürün mağazaya inmeden ilk giyen kişi olmak çok hoşuma gidiyor. Yeni trendleri bir yıl öncesinden görebiliyorum. Öğrenciler ya da işsiz olanlar için iyi bir işkolu olduğunu düşünüyorum" diyor. Tekin, bu işi yapmanın bazı kuralları olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Kendinize bir sporcu gibi bakmanız gerekiyor. Bazen günde 30-40 parça kıyafet giyip çıkarıyorum, ayda 800 parça elbise yapar. Bu, yılda ortalama 9500 adet kıyafet demek." Nur Dumlupınar 24 yaşında 8 aydır prova mankeni olarak çalışan Nur Dumlupınar da Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde işletme okuyor. İnternetteki ilandan bu işi bulan Dumlupınar, "Önceden alışveriş yaptığımda modellerin kalıplarına pek dikkat etmezdim. Bu işe girdiğimden beri farklı bakıyorum. Öğrenciliğim devam ettiği sürece prova mankenliğine devam etmeyi düşünüyorum. Tüm arkadaşlara tavsiye ediyorum" diyor.
Kaynak: Referans











